Hakkında

          KANT: DOĞRU, İYİ, GÜZEL

Modern felsefe dediğimizde, Francis Bacon ve Descartes’ı; modern bilim dediğimizde ise Galileo, Kopernik, Kepler ve Newton çizgisini göz önünde tutarız. Bu çerçevede modern felsefe, Bacon ve Descartes’ın, Ortaçağ düşüncesinin ve bu düşüncenin teorik arka planını oluşturan Aristoteles felsefesinin önkabullerine yönelik karşı argümanlarıyla başlatılırken; modern bilim, yine Aristoteles ve Aristoteles fiziğini birkaç adım öteye taşıyan Batlamyus’un “dünya merkezli evren” anlayışına karşı Kopernik’in “güneş merkezli evren” tasarımıyla başlatılır. Kuşkusuz, merkezin yer değiştirmesiyle meydana gelen, yalnızca bir ters çevirme, basitçe bir şeyin başka bir şey yerine ikame edilmesi olmayıp; bunun çok daha ötesinde, o merkezin etrafında örgütlenen ve söz konusu çerçeveyi yapılandıran bütün bir kavramlar dizgesinin kökten sarsılması ve yeniden içeriklendirilerek teorik ve pratik açılardan örgütlenmesi anlamına gelecektir.

Şüphe yok ki, bu köklü dönüşüm felsefi düşüncenin yönelimi ve gelişimini de derinden etkilemiştir. Bu bağlamda 17. yüzyıldan itibaren felsefenin ana görevi, bilginin ve insan eyleminin temel prensiplerinin insanın doğası ekseninde ve anlama yetisinin sınırları içinde keşfedilip keşfedilemeyeceği sorusuna, aşkın hiçbir güce referansta bulunmaksızın, yanıt verme çabası olarak belirlenmiştir. Aydınlanma hareketinin pratik ve politik kaygılarıyla desteklenen bu eğilimin tepe noktasında Immanuel Kant yer alır. Bunun temel sebebi başka hiçbir filozofun modern düşüncenin söz konusu girişimine Kant kadar yoğun bir katkıda bulunmamış olmasıdır. Düşünür, transandantal bakış eşliğinde, entelektüel dünyanın temellerini araştırmış, bu araştırmaya paralel olarak sentetik a priori bilginin olanağının koşullarını ele almış, pratik felsefenin temellerini Aydınlanma’nın akılcılığını derinleştirerek ve eleştirerek inşa etme girişiminde bulunmuştur. İşte tam da bu sebeple, günümüzde, içinde Kant’ın yer almadığı bir felsefi program ya da çerçeve inşa etmek neredeyse olanaksızdır. Kant’sız felsefe inşa etmek isteyen güncel bir eğilimin bile en azından Kant ile hesaplaşması gerekir.

Kant’ın felsefi ilgisi Aydınlanma düşüncesinin birkaç cephesinde karşılık bulmuştur. Kant, doğa biliminin, doğaya yasalar koyan duyusallığın ve anlama yetisinin transandantal form ve kavramları üzerinden gerçekleştiğini düşünür ve bu görüşün pratik akıldaki uzantısı olarak insan-varlıklarının kendi rasyonel failliklerini özgür bir şekilde yasa aracılığıyla inşa edebileceklerini ileri sürer. Kant pratik felsefenin ahlak ayağı dışında estetik ayağıyla da meşgul olur. Kopernik devrimini teorik felsefe alanında gerçekleştirmeye çalışan düşünür, bu çabasını beğeni yargısı soruşturmasında da hayata geçirir. Estetik alanında “hakkında beğeni yargıları kurduğumuz nesneler bize daha verilmeden önce beğeni hakkında herhangi bir saptama yapılabilir mi?” şeklinde yükselttiği soruya özneyi öncelikli yapı olarak konumlandırarak yanıt vermeye çalışır.

Kısaca Kant, aklın bir dizi özerk alana —saf akıl, pratik akıl ve yargıgücü— dağılımını, a priori kavramını merkeze alan, farklı alanlara ilişkin yürüttüğü soruşturmalar üzerinden gerekçelendirir. Elbette ki bu soruşturmalar çağımızın problemleri ve felsefi bilinci bağlamında çoğaltılabilir: Eğer Kant’taki evrensel aklın aslında tarihsel olduğu varsayımı kabul edilirse, böylesi bir kabulün felsefi düzlemde yaratabileceği teorik ve pratik sonuçlar neler olabilir? Göreli a priori kavramının inşası sürecinde Kant’ın düşüncesinin katkısı ne olabilir? Çağdaş bilim felsefesi tartışmaları bağlamında sentetik a priori kavramının sürdürülebilirliğinden söz edilebilir mi? Kant’ın transandantal felsefesi analitik felsefedeki çağdaş tartışmalarla nasıl ilişkilenir? Fenomenolojinin kuruluşundaki merkezi rolü dikkate alındığında, Kant felsefesinin bugün fenomenolojideki çalışmalardaki konumu ve önemi nedir? Transandantal semiyotik nedir? Kant’ın ödev etiği yalnızca formalizm ekseninde mi ele alınabilir yoksa düşünürün bakışının etik alanına içerik yönünden katkısı olabilir mi? Uygulamalı etik tartışmalarında deontolojinin yeri ve önemi nedir? Kant’ın üçüncü kritiğini politika felsefesi çerçevesinde okumak bize yeni bir politik perspektif kazandırır mı? Kant’ın ahlak ve politika felsefesi kozmopolitanizm ideası bağlamında yeniden nasıl düşünülebilir? Evrensel insan hakları ile Kantçı felsefi antropoloji arasında ne türden bir ilişki vardır?

Kant’ın teorik ve pratik düzeyde gerçekleştirdiği devrimi; bu ve benzeri sorular eşliğinde, metafizik, mantık felsefesi, bilgi felsefesi, fenomenoloji, ahlak felsefesi, hukuk felsefesi, politika felsefesi, estetik, din felsefesi, felsefi antroploji, tarih felsefesi vb. gibi farklı başlıklar altında yeniden değerlendirmeyi amaçlıyoruz.

28-30 Nisan 2016 tarihlerinde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Fındıklı Yerleşkesi’nde düzenlenmesi planlanan sempozyumumuzdaki oturumlar aşağıda belirtilen temel başlıklara göre şekillenecektir:

  1. Metafizik
  2. Yetiler ve Bilinç
  3. Yaşam ve Ölüm
  4. Pratik Akıl
  5. Hukuk, Siyaset, Aydınlanma
  6. Çağdaş Okumalar / Contemporary Readings
  7. Estetik
  8. Din ve İlahiyat
  9. Doğa Bilimleri ve Matematik

KANT: THE TRUE, THE GOOD, THE BEAUTIFUL

Since 17th century, the main task of philosophy has been determined by the endeavor of answering the questions concerning the fundamental principles of knowledge and human action in line with the human nature, and whether they are explorable within the boundaries of the understanding, without giving reference to any divine power. Supported by the political and practical concerns of the Enlightenment movement, Immanuel Kant is found in the apex of this tendency. The main reason for this is that no other philosopher intensely contributed to the mentioned endeavor of the modern thought as much as Kant did. He attempted to construct the foundations of the practical philosophy by deepening and criticizing the rationalism of the Enlightenment, also inquired the basis of intellectual world, and parallel to that, dealt with the conditions of the possibility of synthetic a priori knowledge, along with the transcendental approach. Trying to realize the Copernican revolution in his philosophy, Kant carried out this attempt also in the inquiry of judgments of taste. In the field of aesthetics, he tried to answer the question he raised, that is, “even before the objects about which we make judgments of taste are given, is it possible to state anything about taste?” by positing the subject as the primary structure.

Briefly, Kant provided justification for the dissemination of the reason to a series of autonomous fields through the investigation carried out in different fields that take the concept of a priori as a central figure. Certainly, these investigations can be reproducible in the context of the philosophical problems and consciousness of our time. If the presumption is accepted that the universal reason in Kant is in fact historical, then what theoretical and practical outcomes it echoes on the philosophical level could be? What could be Kant’s ideas’ contribution in the process of the construction of the concept of relative a priori? Within the context of contemporary debates in philosophy of science, could the sustainability of the synthetic a priori still be mentioned? How could Kant’s transcendental philosophy be related to the debates in analytical philosophy’s recent discussions? Considering the central role in the foundation of phenomenology, what is the importance and position of Kant’s philosophy in phenomenological studies today? What is transcendental semiotic? Could Kant’s ethics of duty only be taken in the framework of formalism or could his approach contribute to the discussions about the content in the field of ethics? What is the role and importance of deontology in the debates of applied ethics? Can a new perspective be gained by reading Kant’s third critique in the framework of political philosophy? How could Kant’s moral and political philosophy be revisited in the context of the idea of cosmopolitanism? What kind of a relationship could be found between the universal human rights and Kantian philosophical anthropology?

The Symposium will take place at Mimar Sinan Fine Arts University, on Fındıklı campus between the dates April 28-30, 2016. The sessions of the symposium are going to be organized under the following main titles:

  • Metaphysics
  • Faculties and Consciousness
  • Life and Death
  • Practical Reason
  • Law, Politics, Enlightenment
  • Contemporary Readings
  • Aesthetics
  • Religion and Theology
  • Natural Science and Mathematics